Kırkpınar

Efsaneye göre 1354 yılında Süleyman Paşa komutasındaki 40 akıncıdan oluşan bir birlik Rumeli’ye geçer. Günlerce at sırtında dört nala akınlar düzenleyen yiğitler, dinlenmek üzere mola verdikleri zaman ikişerli gruplara ayrılarak eğlence amaçlı güreş tutarlar. Yine böyle bir mola sırasında güreşe tutuşan iki akıncı bütün gün güreşmelerine rağmen bir türlü yenişemezler. Güreş uzadıkça uzar, gecenin ilerleyen saatlerinde artık yorgunluğa dayanamayaniki yiğit birbirlerini yenemeden oldukları yerde son nefeslerini verirler. Geride kalanlar iki yiğit akıncıyı öldükleri yere gömerler ve yollarına devam ederler. Efsaneye göre aradan uzunca bir süre geçtikten sonra arkadaşlarının mezarlarını ziyarete gelen akıncılar iki genci gömdükleri yerden billur gibi bir pınarın aktığını görürler. Er meydanında can veren bu iki akıncının anısına bu bölgeye ‘Kırkların Pınarı’ adı verilir. Rivayet odur ki o gün bu gündür bileğine ve yüreğine güvenen nice yiğitler bu er meydanında inançlarını ve güçlerini sınavdan geçirmişlerdir. ‘Kırkpınar Güreşleri’nin efsanevi başlangıcı böyledir. Fakat tarih kayıtlarına geçen gerçeklere göre Edirne’nin fethi tarihi Kırkpınar güreşlerinin de başlama tarihidir. Güreşin Türk kültüründeki önemi ve yeri göz önünde bulundurulduğunda Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin Türk geleneğinde ne kadar önemli bir yeri olduğu da ortaya çıkar. Çünkü Türk milletinin ata sporu olarak gördüğü ve büyük bir sevgi ile bağlı olduğu güreş, tarihimizin her döneminde kahramanlığın ve yiğitliğin bir sembolü olmuştur. Profesyonel bir spor müsabakasından çok gelenekler ve görenekler üzerine örülü bir dizi kuralla sınırları belirlenen er meydanına inen güreşçilerin, yüreklerinin de en az bilekleri kadar kuvvetli olması gerekir. Herhangi bir nedenden dolayı adı kötüye çıkmış kişiler ne kadar iyi güreşçi olurlarsa olsunlar er meydanına davet edilmezler. İyi bir pehlivan yenmeyi tevazu ile, yenilmeyi sabırla karşılamayı bilmelidir. Bu nedenle Kırkpınar’da yenilen pehlivan rakibinin elini öperek ayrılır.

Günümüzde, her yıl haziran ayının son haftasında Kırkpınar Kurulu’nun belirlediği tarihte başlayarak 3 gün süren Kırkpınar’da yurdun dört bir yanından gelen güreşçiler er meydanında yiğitliklerini gösterirler. Yağlı güreşte pehlivanlar kilo ile değil, bilgi ve ustalıklarına göre gruplara ayrılırlar. Bu gruplar; deste, küçük, orta, başaltı ve baştır. Güreş başlayacağı zaman cazgır pehlivanları eşleştirir. Dolayısıyla güreşlerde cazgırın önemi büyüktür. Yağlı güreşte yenilenin sırtı yerde belirli bir zaman kalacaktır şeklinde bir kural yoktur. Pehlivanlıkta gömlek önemlidir. Güreşte kilo değil, bilgi, ustalık ve tecrübe ön plandadır.

Kırkpınar Sözlüğü

Pehlivan: Pehlivan sözcüğü Farsçadır. Anlamı yürekli, cesur ise de zabit, vali, iri vücutlu kimseye de denir.

Başpehlivan: Kırkpınar’ın en büyük ödülünü alan ve başpehlivan güreşlerinde birinci olan kişidir.

Kırkpınar Ağası: Önceleri pehlivanları güreşe çağıran, yarışmaları düzenleyen, gelen konukları ağırlayan, ödüller veren Kırkpınar Ağaları, günümüzde sadece sembolik olarak varlığını sürdürüyor.

Cazgır: Yağlı güreşlerdeki tüm pehlivanları seyircilere tanıtan, onları güreşe başlatan kişidir.

Kıspet: Manda, dana veya malak derisinden yapılan kıspetin bel kısmı dört parmak genişliğinde ve kalın olur. Beli sarması için kalın bir ip geçirilen bu kısma kasnak denir.

Yağlanma: Pehlivanlar, güreş meydanının uygun bir yerinde yağ ve su ile doldurulmuş kazanların etrafında yağlanırlar.

Altın Kemer: Kırkpınar başpehlivanına verilen, Kırkpınar’ın en büyük ödülüdür.

Zembil: Kıspet, zembil adı verilen ve sazdan yapılan bir torbada taşınır ve saklanır.

Kırmızı Dipli Mum: Kırkpınar’ın davet simgesidir.

Şalapur Bezi: Kırkpınar Er Meydanı’nda güreş tutan pehlivanlar, güreşirken yüzlerini ve gözlerini silmek için kullanmaktadırlar.

Yenme Kurallarından Bazıları

Çivi Yukarı: Rakibinizin ayaklarından yakalar, tepe üstü diker, sonra sırtını yere getirirsiniz.

Sırt Üstü: Rakibinizi yerde çevirerek veya ayakta düşürerek yapabilirsiniz.

Açık Düşürmek: Kendi hatası yada rakibi vesilesiyle kıç üstü düşmesi. Sırtı yere gelmemiştir ama göbeği meydana çıkacak kadar arka üstü veya yan düşmüştür.

Yenilme Kurallarından Bazıları

Kıspet Çıkarmak: Olabilecek en kötü olaylardan biridir. Pehlivanın ayağından kıspetinin çıkması veya boydan boya yırtılması bir yenilgi sebebidir.

Pes Etmek: Bazı pehlivanlar yorulduklarında yada yenileceklerini anladıklarında sırtının yere gelmesini istemiyorlarsa, ‘Pes ediyorum’ der yada rakibinin kıspetine vurur.

Ana Sayfa

 

©2007-2016 TurkishOilWrestling.net